İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

ASIL BOMBA BURADA PATLIYOR!

İkinci Dünya Savaşında Ruslar Berlini 16 Nisan 1945–2 Mayıs 1945 tarihleri arsında bombalamaktadır. Berlin Muharebesi adı verilen bu savaş döneminde Almanlar eğitim öğretimlerine devam ederler.

Üniversitenin fizik profesörü, sokakta patlayan bombalara aldırış etmeden dersine devam ederken öğrencilerden birisi dayanamayarak:

– Sayın Profesör dışarıda bombalar patlıyor siz hala burada fizik anlatıyorsunuz!

Profesör doğruluğuna bizzat Rus coğrafyasında şahit olduğum cevabı veriyor:

– Sen buraya bak! Asıl bomba burada patlıyor!

Bunun böyle olduğunu yıllar sonra Alman mallarınının Sovyet Coğrafysının her yerini işgal ettiğini gördüğümde anladım. Asıl bomba o amfi tahtasında patlıyormuş aslında… Bizim ülkemizde kadim düşmanlarımız İngiliz, Fransız, Alman ve diğer işgalcilerinin mallarının satılması gibi…. İğne-Çuvaldız…

————————————-

TRT2’de bir sanat tarihçimiz profesörü dinlemiştim. Yukarıda bahsettiğim patlayan bombaların altında Türkiyeyle bağlantı kuramadığından parasız kalmış ve ne yapması gerektiğini tanıdığı Almanlara danışmış. Onlar da “Eğitim Bakanlığına bir mektup yaz, burs verirler sana” demişler. Patlayan bu bombalar atında nereye yazabilirim ki! Oturduğum ev bombalandı, deyince dostları:

“Sen Bakanlığın adını yaz ve sokaktaki herhangi bir mektup kutusuna at, o yerini bulur” demişler.

Öyle yaptım ve bursluluğa kabul cevabını bana savaşın ortasında ulaştırdılar, demişti profesör.

Hayret ki ne hayret! “İşleri dinimiz; dinleri işimiz gibi” diyen Akif’i daha iyi anlıyor insan…

—————————————-

15 Temmuz’da alçakça ve haince yapılan darbe girişimi sonrası yarın iş başı yapacak Türkiye Allahın izni ile…

Amfilerinde bilim bombaları patlatacak ve feraset sahibi bu halkın devamını oluşturacak gelecek nesilleri yetiştirecek akademisyenlerimiz klavye, kalem uçlarında bombalarını patlatacaklar mı?

Eşref-i mahluk olan insanı yetiştirmek için hangi güzel proje istişare edilecek kurumlarda, kuruluşlarda?

Balkan Medreselerinde yetişen çocuklar Ecdat topraklarını ölmeden görebilecekler mi? Bursa Ulu Camiinin tezhipleri, Sultan Ahmet’in görklü ve görkemli yapısı “Bizim dedelerimiz neymiş be!” dedirtecek mi bu Sırpın sındırdığı çocuklara….

Balkanların camilerini bekleyen Müslüman Çingeneler ben onlara “Yağız Türkler” diyorum -ki Balkanlarda bir çok Türk unsurundan daha bir Türktürler- dertlerine deva bulabilecekler mi?
Edirneye bir Sarı Saltuk İmam Hatip Lisesi kurulacak mı mesela sadece bu kesimin çocuklarını yetiştirmek üzere…

Mesela Romanya’da yaşayan yetmiş bin Oğuz-Tatar Türkünün çocukları için ana okulundan lise son sınıfa kadar Türkçe eğitim verilmesi için okullar kurulacak mı?

Bosnanın Selefilerin petrol paralarıyla cezb edilen İmam Hatip Liselerinden mezun çocukların gönüllerine Osmanlı ruhu üflenebilecek mi? Yoksa yarın bir DAİŞ militanı olarak kendini patlatması için beynini yıkayan Selefiler, Fetöcülerin insafına yine terk mi edilecekler?

Irak’ta bulunan FÖTÖ okullarına alternatif okullar Eylül ayına kadar yetiştirilecek ve Kerkük’ün vatanperver çocukları bu bişereflerin elinden alınacak mı?

Kültür Coğrafyamızın şehirlerinin monografileri yazılacak mı mesela?

Kurban Bayramında Saraybosna’da bir kaç müdavime verilen Kurban Etleri Oglovak Köyündeki kötürüm amcanın çocuklarının kursağından da geçecek mi?

Somali’de Eşşebab örgütünün “Kafir Türk” algısı üzerine bir sosyolojik araştırma yapılacak mı? Peki bunu kırmak için devletin hangi birimleri işbirliği yapacak?

Kazakistan’da tekstil yerine madenler üzerinde çalışmak için bir koordinasyon ve destek sağlanacak mı?

Gagavuzların çocukları Gökoğuz olduklarını öğrenebilecekLER mi?

Şamanlık ile İslamlık arasında git gel yaşayan Altay Türkleri üzerine sistematik bir bilim, kültür, sanat, edebiyat, tarih, dil, sosyoloji çalışması yapılacak mı?

Anadolu’nun otları ilaç sanayiinin üretim bandına konup hücrelerimizde bizim için savaşacak mı?

Üç köprüden elektrik üretilip İstanbul aydınlatılacak mı?

Cumhurbaşkanlığı Külliyesinin tepeleri hangi teknik donanımla dost görünümlü düşmanlar ile düşman görünümlü düşmanlara karşı 3 alternatifli bir sistemle korunacak? O skorskiyi ilk münasip yerde indirecek bir sistemi neden düşünmedik? Rusya’nın, Yunanistanın, İngilterenin gelmesi mi lazım? İçimizdeki şerefsizler yetmiyor mu?

Teknokentler ile meslek liseleri arasında bir köprü kurulup halef-selef ilişkisi şimdiden sağlanacak mı? Zira koç olacak tokluyu koçun yanına verirler!

Kayserideki küçük Sinan’ın yüzüne bakılacak mı?

Enderuna kafası çalışan çocuklar alınıp devamlılık sağlanacak mı?

Bunlar dün kıl çadırdan şehre indiğini zanneden bir çocuğun sorularıdır.

Devlet baba bu soruların alasını düşünecek kişileri bulmaya, kurumları kurmaya kadirdir.

15 Temmuz 2016 gösterdi ki vicdanı olmayan fertlerin oluşturduğu bir toplumu maddi olarak kuvvetlendirmek kadar manevi olarak da donatmak gerekir?

Sürdüğü tankla milletini ve devletini hedef alan adam maneviyatını ipotek altında bıraktığından hop oturduk hop kalktık!

Şimdi duyduğumuz her yüksek sesi skorski ya da jet zannediyoruz.

———————————–
Özetle, poz vermekle bu işler yürümüyor.

Vicdanlı, ferasetli, adaletli, merhametli, bilgili ve ilgili insan yetiştirmedikçe maddenin sana yarayacağı ya da seni yaralayacağı noktasında emin olabilmek mümkün gözükmüyor.

Ey kârî, bütün bu soruları,

Sanma ki sana soruyorum.

Bize soruyorum.

Bana soruyorum.

Kendime not düşeyim….

Hoşça bakın zatınıza.

Vesselam.

Mustafa KAYIHAN
Ankara