İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

ÇARE VER DERDİME

Eskiden bu keside meclislerde okunduğunda bayılan Kadiri dervişlerini üçer beşer cami dışına görürlermiş. En hoşuma giden kısımlarından birisi “Kendi muhtacını muhtacına muhtac etme”dir. Çünkü ünvanı ne olursa olsun insan Mevlasına muhtaçtır. Doktor, hakim, amir fark etmez.

Himmet Dede tübesinde şöyle yazdığı rivayet olunur “Kendi muhtac himmete bir dede / Nerde kaldı ki gayrıya himmet ede”

Çâre ver derdime

Çâre ver derdime Fahr-i Resulün bâşı içün,
“Hel etâ” sûresinin “Hayder-i Şâh” bâşı içün,
Fıtrat-ı Fâtıma’nın şân u şeref bâşı içün,
Kerbelâ şâhı Huseyn ile karındâşı içün,
Âşıkın aşkın ile döktüğü göz yâşı içün,

Öyle demsâz-ı hevâ u heves-i ma’siyyetim,
Hep günâhımdan ibâret görünür ma’rifetim,
Bu muâsî muhtâcındır cürmümü mu’terifim,
Bakma noksânıma terfi’ buyur menziletim,
Âşıkın aşkın ile döktüğü göz yâşı içün.

Sînemi derd ü gamın tîrine a’mâc etme,
Sabr ü sâmânımı âfât ile târâc etme,
Nâmımı defter-i uşşâktan ihrâc etme,
Kendi muhtâcını muhtâcına muhtâc etme,
Âşıkın aşkın ile döktüğü gözyâşı içün.