İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Hüsnü Anı


Yıkılmış hüsnü anı, mabedi virane dünmüş,

Sararmış rengi ruyu hastai hicrane dönmüş.

Mutafı aşkı şuride-dilken bir zemanlar,

Hurşidi letafet şimdi bir şamdane dönmüş.

İlahi gözleri bir menbaı nuru garâmken,

Tükenmiş, incizabı kalmamış a’yane dönmüş.

Vücudu şehlevendi kalpleri tehyiç ederdi,

Nasıl olmuş da şimdi bir cılız solcane dönmüş

Sedayi pürniyazü nağmeü ahengi şimdi

Guraba gıptabahş bir sayhai giryane dönmüş.

Kulubu gaşyeden reftarı nazı kalmamış hiç,

Vücuau gülsitanı şimdi naristane dönmüş.

O bir enmuzeci nüsnü tabiattı, melekti;

Huşunet kespedip şimdi laîn şeytana dönmüş.

Kemendi zülfüne binlerce can pabedi aşktı,

Dökülmüş şimdi zülfü bir uyuz kaplane dönmüş.

Ruhi alındeki renbe şefaklar gıptakeşken,

Nasıl olmuş da şimdi sapsarı safrana dönmüş.

Lebi la’iyidi bir gogcai gülgunu hoşbu,

O reng ü buyu kaçmış şimdi bir samana dönmüş.

Nigâhı ateşininden kıvılcımlar uçarken,

O çeşmanı pürateş bir sönük volkana dönmüş.

Ne endamdı o ya Rab, herkeşi hayran ederdi,

Çöküp sertabepa bir heykeli virana dönmüş.

Gören reftarı nazın behtü hayrette kalırdı.

O reftarı pürhaşmet hatvei lerzana dönmüş.

O nermin sinei billuruna baygındı uşşak,

O sine tahtalaşmış, boynu da kaytana dönmüş.

Muhattı halei esmerle çeşmei kebudu,

Çukurlaşmış o gözler, hurfei nisyana dönmüş.

Bitip iklimi hüsnünde dikenler, veçhi narin

Kuraktan çatlamış bir arsai bostana dönmüş

Güzeller aleminde bir ilahî hüsnü anken

Yedi kahrı zemanla bir uyuz sırtlana dönmüş.