İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Nev kasidei Fazıliye





“Fazıl Ahmed’e”

Sahibi kilkü sühan, şairi yektayı zaman;

Hakimi kişveri irfan, seri meşhuri cihan,

Şu bizim “Fazıl”ı danaü fazıletmendin

Açılıp şen diheni, oldu yine nüktefeşan.

Kurarak Meclisi Millide örümcek ağını

Köşede bekledi sittin sene bi nan ü tüvan.

Diheni keşkülü amaline çok güldü felek,

Etmedi nüktei mağşuş bile kısmet Yaradan.

Şahı yektesı iken kişveri hicviyyatın

Ne gerek hanı siyasette olursun pasban.

Vuslatı serveti mal her kese kısmet mi olur?

Hırsı piriye kapıldın ne menal kaldı ne can

İçine düşdüğün eyvanı harabiden çık,

Sana bir beyti mücevher ede Rabbim ihsan.

Atılıp kuşei nisyanına bir mastabanın,

Dili mehcur kodun lezzeti eşarından.

Katılıp zümrei ihvanına el bağlatanın,

Dili mahsur kodun, fikreti zar ü giryan.

Satılıp vadei samanına bir kaltabanın,

İlimesrur kodun düşmeni canı handan.

Kalbi ağyari vuran hançeri kîli hicvin

Jenki nisyan ile paslandı olup kabzı lisan

Meclisi gayri bırak, derkei rindana gel,

Ateşi hasreti şi’rinle yanar hep dedegan.

Soldu sakıi civanın yedi nazında kadeh.

Bekliyor zatını peymanei cem, piri mügan.

Ötme gamhanede sen sayhası bed karga gibi,

Gel de gülzarı sühanda dile ol nağmegünan.

Nuşi peymanei hasret ile dil, zar ü harap,

Dileriz hacibi dergahı Tanin’den gufran.

Ey ilahı şerefi alemi matbuatın,

Sahibi levhü kalem, hakimi beytül irfan,

Lutfedip “Fazıl”ı degahına tekrar can et;

Bula babında saadet, kesile ah ü figan.

Ehli, müştakıdır eşarı zarifanesinin,

Zevki esarını tatdır bize tekrar ulu hakan.

Fazıl’ın ilmine kıs kıs gülen ağyai sefa

Ola bir darbei tedibinile kahr ü nihan.

Çok şükür, ey ulu Tanrım, sana bin hamd ü sena,

Müstecap oldu rikabmda duayı ihvan.

Bin dokuz yüz ve de kırk dört yılı ilk mahında

Çıktı tahtı sühana şahı şehinşahı sühan.

Terki gülzarı Tanin eyledin amma, oldu

Gül yüzün Amca Bey’in bağıı latifine ayan.

Haki ikbali siyasette nihalin kurusun,

Sahni gülzari sühanda açarak virdi beyan.

Veledi bahri siyah, şairi napuhte Nihat

Gösterir kellei mevta gibi kin ü dendan.

Kara bir ebri haris kapladı ruyi Felek’i,

Çeşmi pür kin ü gazubunda olur gayzı revan.

Dameni Tahir’i çak eyledi tiği sühanın,

Arkasında eseri darbei pa oldu ayan.

Mevlevi’dir lakabı hem sıfatı farikası,

Sabit olmaz ne sözünde ne de vadinde bir an

Bırakıp camiü mescitde kelamullahı,

Mollalar şimdi okur şi’rini misli kuran.

Layüat serveti fikriyyesi Mahmut’un da

Künzi irfanına nisbetle kalır pek noksan.

Kişveri hicv ü hezelde ne naziriıne şerikin vardır

Alemi fikr ü meanide de sensin sultan.

Satveti hicvin önünde rükaba secde eder,

Haşmı lafzınla olur Neyzen’i kahir lerzan.

Dediler müttefikan zatına sultanı hiciv,

Kıldılar tahtı Süleyman’ı sana tahtırevan

Münkiri satveti hicvin bir iki mürtedi de

Yola soktun başına, indirerek hicvi giran

Kası zemle açılan her diheni pür-fiteni

Kapadın sillei hicvinle takıp tavkı inan.

Fazl Ahmet kulunun badei hicviyle, müdam,

Mest ü mahmur ola ya Rab, dili şübbanı vatan.