İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İhtiyarlık




Bitmiş gençliğin ter ü tazeliği

Belirmiş yaşlılık kepazeliği

Bel iki büklüm, ihtiyar ve bunak

Kastı, hala bir genç gibi dik durmak

Kalmamış cisminde geçlik eseri

Bükülmüş öpecekmiş gibi yeri

Yüzünün hatları sarkmış zemine

Ölüm donukluğu çökmüş çeşmine

Dişleri dökülmüş, gözleri bifer

Başı sarsaklaşmış, el ayak titrer

Tiritleşmiş bütün azayı beden

Kim der ki bu moruk gençti eskiden

Hallerine bakmaz da bu pinponlar

El diz tutmaz, göz görmez’gençlik taslar

Gülünç oluyor bu sahtevakar genç

Gülünç değil, hatta tamamen iğrenç

Bükmüşken hayatın yükü belini

Gencim der, başının görmez kelini

Bir ayağı da girmiştir çukura

Hala koşar güzeller ardı sıra

Piri fani olmuş zendostluk eder

Yakında olacak meskeni makber

“Semlamün kavlen” mi ne derler ona

Teziner mutlak sol veya sağına

Uzun zaman olur döşek esiri

Hoca, hekim, ilaç yutar geliri

Şen evin ne tadı kalır ne tuzu

Çöker hanesine yokluk domuzu

O, fakat, o halde dahi tek durmaz

Hizmetçiye bile toz kondurmaz

Vücudu çöktükçe artar da hırsı

Yegane menfuru: sadık karısı

O hep tahkirlere, nefrete rağmen

Hiç bundan şikayet etmez katiyyen

Düşdüğünden beri bin bir kedere

Tevekkül ile baş eğer kadere

Bu lütfu lâkin o mendebur görmez

Bin şükür bu zillet çok uzun sürmez:

Bir gün kaldırıma devrilir boyu

Kelp gibi sokakta çeker mortoyu.