İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Afyonkarahisar’a Kazakistan’dan Gönderdiğim Tibet Mastifi Yavrularım ve Ben İtten Beter Rezil olduk!

Efendim yeğenim İbrahim için (dayısı oluyorum) bir sürpriz yapayım ve görevlendirildiğim Kazakistan’dan Tibet mastifi alıp hediye edeyim, dedim.

27 Mart 2024 tarihinde Almatı’da Marina Hanımdan Kazakistan ve Türkiye fiyatlarına göre çok uyguna siyah renkli bir yavru aldım. 04.01.2024 doğum tarihli son yavruyu alır almaz Marina Hanım bir ulaşım aracı ayarladı. Araç 3 gün sonra yavruyu Aktau’a getirecekti. Derken Türkiye’deki sahibinden.com’a benzer bir site üzerinden kırmızı renkli ikinci yavruyu gördüm. Asıl bu rengi istiyordum.

27.12.2023 doğumlu bu yavru daha gösterişliydi ve ilkinden daha ucuza mal oldu. Şoför arkadaşı arayarak diğer yavruyu da beraberinde getirip getiremeyeceğini, getirmesi durumunda iki katı fiyat ödeyeceğimi söyledim. Kabul etti. Bu arada yavruların ve benim rezilliğimiz de başladı.

28 Mart 2024’te Almatı ve çevresine yağan yağmur su baskınlarına yol açtı ve Aktau istikametindeki köprülerden birini yıktı. Marina Hanım birkaç gün sonra aynı kişi ile yavruları göndereceğini söyledi. Bu arada beni çıkabilecek masraflar ve uçakla ilgili huşularda sürekli uyarmayı da ihmal etmedi. Normal şartlar altında bir satıcının asla sergilemeyeceği hareketlerdi bunlar. Bu güvene karşılık ben yavruları teslim almadan ücretinin tamamını hesabına yatırdım.

Diğer taraftan Kseniya Hanımdan aldığım kırmızı Tibet mastifi yavrusunu da organize etmeye çalışıyordum. Üç gün sonra köprü açıldı. Kseniya Hanımın eşi Denis Bey yaruların konforu için bir kafes almamın yerinde olacağını değilse 3 günlük yolun onlar için zor olacağını söyleyince şoför arkadaştan bir dükkana uğrayarak kafes almasını rica ettim.

Şoför arkadaş ise kafesin pahalıya geleceğini kendisinin tahtadan bir şeyler yaptırarak daha ucuza getireceğini söyleyince teklifini kabul ettim. Ertesi sabah tahtadan kafesi arabasına uygun olarak yaptırdı ve benden Kazakistan şartlarına fahiş bir fiyat talep etti. Demir kafesle aynı fiyata gelen bu işlemi elim kolum bağlı olduğundan kuzu kuzu kabul ettim. 2 Nisan 2024 tarihinde yavrular nihayet yola çıktılar.

Kseniya Hanımın eşi her iki yavruya pampers bağlayıp birkaç adet de arabaya koymuş. Derken akşamüzeri zat-ı bişeref şoförden bir mesaj aldım. “Yavrular arabayı kokuttular. Böyle olduğunu bilseydim ben bunları kabul etmezdim. Fiyatı biraz artırın!”. İt oğlu it, it gibi biliyordu ne olacağını ama kanındaki bozukluk sebebiyle bilmezden geliyordu. Fiyatı bir miktar artırdım. Gece yarısı tekrar ağlamalar devam etti.

Sabaha karşı yavrulardan birini kaçırdığını, köpekleri getirmek istemediğini ve yolda birini bulmam gerektiğini söylediği bir mesaj attı. Bu fiyata getirmek istemiyormuş ve başkasına devredecekmiş. İt oğlu it benim çaresiz tekliflerini kabul edeceğimi düşündüğünden blöf yapıyordu. Ben de uzun süre mesajlarına cevap vermedim. En son yumuşatıcı bir mesajı gelince anlaşmamızın böyle olmadığını, teklifi kendisinin gönüllü kabul ettiğini ve yavruları teslim etmesi gerektiğini ifade ettim. İşi hala yokuşa sürüyor ve benden daha fazla para koparmaya çalışıyordu.

Nihayet ödediğim ücreti yuvarlak bir rakamda bıraktım. O da sesini kesti. Bir buçuk gün boyunca sesi hiç çıkmadı. Ben parayı alınca sesini kestiğini düşünmüştüm. Derken yolculuktan iki gün sonra Atırau şehrinden bir mesaj attı. Atırau’dan sonraki geçiş yeri olan Kulsarı şehrini selin bastığını ve 15 gün kadar Atırau’da kalmak zorunda olduğunu söyledi. Bilgiyi teyit ettim. Gerçekten büyük bir felaket yaşanmış ve binlerce insan tahliye edilmiş, on binlerce hayvan sular altında kalarak can vermişti.

Hemen Türk diasporasından bulduğum Atırau’da çalışan bir arkadaştan yardım istedim. Kendisi Almatı’da olduğu halde personelini görevlendirerek çakalın elinden yavruları aldı. Hani sesini kesti demiştim ya niye kestiği o zaman ortaya çıktı. Meğer zat-ı bişeref yavruları aracın üstüne almış ve yavrucaklar orada soğuktan donma tehlikesi geçirmiş. Hatta Zeytin yere indiğinde arka ayakları tutmuyormuş.

Yavrucak savrulmalarda araca tutunmak için kim bilir kendini ne kadar sıktıysa artık arka bacaklar felçli gibi yerde sürünüyormuş, öyle söyledi ayvruları teslim ala Ahısta Türkü arkadaş. Belki bana kızdınız ama neden “it oğlu it” diye yazdığımı şimdi anladınız mı? Sağ olsun her gün ilgilendi ve çocuğa bakar gibi baktı yavrucaklara…

Yavrular bir hafta kadar da Atırau şehrinde kaldı. Kulsarı’da yıkılan karayolu bir türlü açılamıyor ve araçların geçişine izin verilmiyordu. Uçak ve tren alternatiflerini aradım fakat mümkün değildi. Bir hafta sürede bir miktar daha masrafım oldu ama asıl masraf sonrasında olacaktı.

Kazakistan’da su baskınları devam ederken Rusya’da Orenburg bölgesindeki Ors şehrinde barajın patlaması sonucu Atırau’un da sel altında kalacağı haberi duyuruldu. Arkadaş beni arayarak yavruların ölmemesi için ya çatıya çıkaracağını ya da bir şekilde lojistiği sağlamanın zorunlu hale geldiğini söyleyince hemen bir kamyon bulmak için ilana çıkmamız gerektiği hususunda mutabık kaldık. İyi bir fiyata ilana çıktı fakat mevzu köpek olunca 24 saat sürecek yolda kimse bu yükü kabul etmek istemiyordu.

Fiyatı iki katına çıkarınca bir kamyon kabul etti. Aynı hadise başıma gelir endişesi ile şoförle bir sözleşme imzalamasını rica ettim arkadaştan. O da online bir sistem üzerinde sipariş alındığını ve sistemin gerekli garantileri sağladığını söyledi. Öyle de oldu. Yavrular 24 saatte rahat bir yolculuktan sonra sağ selamet Aktau’a geldiler.

Aktau’da restoran sahibi bir arkadaşın iki katlı villasının bahçesine misafir oldular. Bahçede zaten iki adet “cane corsa” bakan arkadaş yavrular için bir kulübe ayarladı. Yavruların rahatı yerindeydi fakat hızla büyüyorlardı. İri bir cins olan Tibet mastifleri hızlı gelişmeleriyle meşhurdur.

Benim Türkiye’ye dönüşüm Haziran’ın ilk haftasını bulacağından yavruları bir yolunu bularak Türkiye’ye göndermem gerekiyordu. Tam bu sırada Türkiye’den bir akademisyen hocamız geleceğini duyurdu. Ben de kendisinden yavruları beraberinde götürüp götüremeyeceğini sordum. Sağ olsun kabul etti.

Gerekli evraklar hazırlandı. Bu arada da bir ciddi bir sıkıntı çıktı ama onu yazmayayım. İki yavru için demir tel kafes alındı. Pazar sabahı saat 04.30’da yavrularla birlikte havaalanında hazır olundu. İşlemler, tartılma falan derken gideceğini tam manası ile kanaat getirmişken arkadaşın suratı bir karış asık şekilde “yavrular gidemiyor, kafes uçuş için uygun değilmiş” demesi beni yıktı.

Bu kadar meşakkat, koşturmaca, evrak takibi derken son dakikada kaleden dönen bu top beni perişan etti. Artık uğraşamayacağımı ve burada satıp kurtulacağımı söyledim. Arkadaş “yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik, iki yolcu bul gönderelim” deyince eve dönüp iki saat uyuduktan sonra kalkıp bir hafta sonra Türkiye’ye akademik bir toplantı için gidecek iki Kazak arkadaşı aradım.

Teklifimi kabul ettiler ve evrakları onların üzerine yaptırmak için son bir bürokrasiden sonra yavruları korka korka gönderdim. Uçak havalanıncaya kadar gittiklerini inanamadım. Nihayet Türkiye’ye inip İstanbul’daki polis bir arkadaşımın eline ulaşınca rahatladım.

Bundan sonrası kolay diye düşünmüştüm ki yanılmışım! Memleketten sürekli geliş gidiş yapan bir hemşehrinin gelmeyeceği tuttu. Otobüsle gönderemiyoruz, başka alternatifler bulamıyoruz… Derken Afyon mermercilerinden bir arkadaştan rica ettim. O da bir soruşturup bana döneceğini söyledi. 3-4 Mayıs 2024 tarihlerinde bir kamyonun gidip geri geleceğini, beklersem gelirken yavruları da beraberinde getirebileceğini söyleyince kabul ettim. Kabul etmesem alternatifim de yoktu ya… 3 Mayıs cuma günü bir haber çıkmadı, 4 Mayıs cumartesi de 5 Mayıs Pazar da… Bugün 8 mayıs çarşamba ve ben hala giden kamyonun Afyon’a rücu etmesini bekliyorum. Yavrular Afyon’a ulaşacak ve rahat edecekler inşallah.

Anlayacağınız Tibet mastifi yavruları Afyonkarahisar yollarında…

Bugün evrak işine tekrar başlayarak yavrulara gavurcası “export pedigree” yani şecere nakil belgesi aldım. Türkiye’ye gidince kinoloji federasyonuna tebliğ edip şecerelerini kaydettirmek için. Herhalde bir de Tarım ve Orman Bakanlığına gidip yeni bir pasaport almak gerekecekmiş.

Yavrulardan kırmızı olana Kiraz, siyah olan Zeytin adını verdim. Belki bu ad verme işini İbrahim’e bırakmalıydım ama evraklar için gerekli olunca koymuş bulunduk adlarını.

Herhalde Afyonkarahisar’ın ilk Tibet mastifleri olacak bu yavrular. Kırmızının anne ve babası Kazakistan şampiyonu. Siyahın ebeveynlerinin de bazı katagorilerde dereceleri var.

Bugün işlemleri yapan kinolog Vlada Hanım yavruların fotoğraflarını istedi. Acaba evraklar için mi gerekli deyince sizdeki yavrular benim Tibet mastiflerin torunları, yavruları merak ediyorum o yüzden istedim demesin mi!

Kazakistan’da Tibet Mastifi işi tamamen Rusların elinde ve verdikleri yavruyu “sattım gitti” deyip bırakmıyorlar. Takip ediyorlar ve her yıl sahibini arayıp sağlığını soruyorlar.

Hem Marina Hanım hem hem Kseniya ile eşi Denis Bey bana yavruların sağlıkları ile ilgili türlü tavsiylerde bulundular. Yolculuğun her aşamasında arayıp bilgi aldılar. Türkiye’ye gidince fotoğraf göndermem için ricada bulundular. Hayvan sevgisi bambaşka bir şey. Hayvanı seven kişiden insana asla zarar gelmez.

Bu kadar zahmeti niye mi çektim? Her ikisinin de marka değeri yüksek bu iki dişiden doğacak yavrular İbrahim’in lise ve üniversite hayatında sermayesi olsun istiyorum. Nasılsa köyde köpek bakıyoruz tavuklarımızı tilki ve gelincik yemesin diye hiç olmazsa bir getirisi de olsun istedim.

Tabi Tibet mastifi sevgisimi, İbrahim’in Tibet Mastifi aşkını buna ekleyince daha bir tatlı oluyor bu telaş. Bazen yılgınlık göstersem de henüz nihayete erdiremediğim bu süreci yazacağıma kendime söz vermiştim. Böylece bitiriyorum yazımı. Arada yazacak pek çok şey vardı ama onlar da bende kalsın…

Kırgızlar nasılsın sorusuna “İtdey cakşımın!” yani “İt gibi iyiyim!” ya da “İtdey camanmın!” yani “İt gibi kötüyüm!” diye cevap varirler. Hatta bir kızın güzelliğini ifade etmek için “İtdey suluu!” derler. İt deyip geçmeyin bakın neleri ifade ediyor.

Bir ayı aşan bu zahmetten sonra ahvalimi soracak olursanız yukardaki ilk iki cümleyi de kuracak karışık hissiyata sahibim ama Tibet Mastifi yavrularım “İtdey suluu” değil mi?

Kalın selametle!

Mustafa KAYIHAN
Aktau-Kazakistan
08.05.2024

Tibet Mastifi-Zetinin babası Almatı-Kazakistan

Tibet Mastifi-Zetinin anası Almatı-Kazakistan

Tibet Mastifi-Kiraz yağmur sonrası Almatı’da

Tibet Mastifi-Kiraz’ın satış sitesindeki fotoğrafı
Tibet Mastifi-Kırmızı Kiraz’ın babası ve siyah olan anası