İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Flâneur mü Seyyah mı?

“Flâneur, topluluk arasında sıkılmayan, kendini bina cephelerinin arasında evindeymiş gibi hissederek şehri gezen kişi. Görünüşte tembel fakat aslında iyi bir gözlemcinin hassaslığı ile donanmış seyyah kişi.”

Evliya Çelebiyi tanımlamamış mı Fransızcadan çaldığımız kavram? Yerine bir şey koyamamışız. Flaneur diyoruz planör der gibi…

Necip Fazıl’ın kaldırımlar şiirinde aç köpelerin ayak seslerini işittiği adamı flaneur kılmayan acaba “yalnızlığı” mı?

Acaba şehrin mimarisini, çeşmesini, köprüsünü, hanını, hamamını bir sanat tarihçisi hassasiyeti ile gözlemleyen bir flaneur için o sokakta kişi olmuş olmamış önemli mi?

Bence şöyledir demeyeceğim çünkü tanımıyorum bu insan tipini. Tanımlama yukarıdaki gibi ama hiç flaneur ile tanışıp şu kafamdaki soruları soramadım ona:

Mesela Eyüp Sultan Beledisiyesinin Başkanlık çıkışındaki tarihi çınar ağaçlarının dipleri özel bir kaplama ile kapatılıp ağaçların altı çöp kovuğu olmaktan kurtarılmışken hemen on metre yanındaki ağaç kovuklarının su kapları, sigara izmaritleri ile dolu olmasına kalabalığı dikkate alarak mı bakar yoksa fark etmez bu rezil bir durumdur kalabalık olsa da olur olmasa da mı? der.

Mesela Çeşmeler Medeniyeti İstanbul’un hayrat özelliği ortadan kaldırılmış, kurutulmuş çeşmeleri için ne düşünür?

Cami önlerine konulan su sebillerini bu çeşmelerin arkasına monte edip niye bu ecdad yadigarlarını kullanılabilir hale getirmezler diye düşünür mü?

Mesela ihata duvarı altında kalmış bir Osmanlı yadigarı eseri görmezden gelmek hakkındaki kanaati nedir bu flaneur denilen kişiliğin?

Mesela Hayrat için vakfedilen yerlerdeki haram malzeme satışını Müslüman bir Flaneur ise nasıl karşılar?
Eee öyle planör gibi fleneur değildir herhalde?

Biraz maneviyattan haberdar değilse bir anlamı yok flaneurlüğün. Yok eğer öyleyse bütün tinerciler flaneur…

Mesela Mevlevihanelerdeki bal mumu putlar hakkındaki kanaati nedir bu Müslüman Flaneurün?

Bir balta ile İbrahim gibi dalıp bütün putları devirdikten sonra en büyük bal mumu putun boynuna asmak ister mi baltasını?

Mesela tepesine kamçıdan bir sille yemiş fırıldak gibi Ramazanda dönen şu Malevi delivişlerini görünce ne düşünür? Kadim usule ve adaba uyan Mevlevi Dervişlerini tenzih ediyorum elbette…

Mesela elinde Kuran mezarlıklarda ayet satan üç kağıtçılar hakkındaki düşüncesi nedir?

Mesela “Oku” emri kendine değil de hep yanındakine inmiş gibi davranan Müselman Coğrafyanın insanı hakkında kanaati nedir?

Tarihteki en namlı Flaneurümüz Evliya Çelebi Bursa’nın sularını ayrıntılı şekilde anlattıktan sonra şöyle bitirir “Nitekim Bursa sudan ibarettir.” Acaba zamane Çelebisi “Flaneur kardeş” bu tarih ve kültür duyarsızlığımız karşısında “Nitekim bu şehirlerin halkı vurdumduymazlardan ibarettir.” mi der?

Söz uzadı…

“Zamanım olsaydı biraz daha kısa yazacaktım fakat zamanım yoktu uzun yazdım.” demiş bir yazar.

Al benden de o kadar.

Vesselam.

MK
28.08.2016