İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

MÜCAHİD ERDOĞAN! MÜCAHİD MECLİS!

Cehd ‘içe yönelik, nefse, savunmaya yönelik bir davranıştır.’ gazv ‘dışa yönelik bir davranıştır.”

O zaman Cihâd içe yönelik bir tehdidi bertaraf etmeye; gazâ ise dışa yönelik ilây-ı kelimetullah için hücum etmeye denir diye kısaca tanımlayabiliriz bu iki kavramı.

Türk akıncıları yani “gazileri” Balkanlara “gazaya” çıkarlardı.

Afganistanlı, Bosnalı mücahitler ‘direnişçiler’ vatanlarını savundular.
Mücahid Erbakan rahmetli içeride bir soğuk savaşın muhatabı olarak 28 Şubattan sonra bu unvanı fiili olarak da hak etmişti. Şimdi 15 Temmuz kalkışmasından sonra “Mücahid Erdoğan” sözü kullanılmalıdır. Çünkü cihadı doğrudan yönetmiş ve savaş meydanında hatta hava sahasında tacize uğrayarak cihad etmiştir.

Bu yeterli mi?

Hayır aynı zamanda başkaldırıya karşı ilk andan bu yana tepkisini koyan ister fiili olarak sokağa çıkmış ister rahatsızlığı sebebi ile diliyle ve kalbiyle buğz etmiş olsun bu necip millet Mücahit sıfatını fazlası ile hak etmiştir.

Bombalanan meclise gazi meclis denilmemelidir. Meclis Mücahit Meclistir.

“Ölürsen şehit, kalırsan gazi” tabiri kurtuluş savaşında Rus, Yunan, İngiliz, Fransız, İtalyan, Avustralya ya da bilmem ne belâ devletlere karşı savaşan ecdadımız için kullanılmıştır. Özel olarak yaralananlar için “gazi” tabiri kullanılabilir fakat yaralanmayıp bu cihada katılanların tamamı Mücahid’dir.

“Mücahid Erdoğan” tabiri bize “Gazi Erdoğan” tabirinin de yakın olacağını müjdeliyor.

Batının menfur darbe girişiminin haklı savunmasını haksızmış gibi gösterme çabaları da aslında bu korkudan kaynaklanıyor.

“Türk Korkusu” sendromları depreşti.

Ölmez sağ kalırsak biz de duhul edip ecdadımızı bu şenlikte yad etmek isteriz.

MK
05.08.2016